Dosya

“Almanya’da Ezan, Açık ve Renkli Toplumun Bir İfadesi”

Almanya'da ezan hakkında hukukçu Prof. Dr. Stefan Muckel
Prof. Dr. Stefan Muckel | Fotoğraf: Perspektif
01.11.2018

Almanya’da Kamu ve Kilise Hukuku uzmanı olan Prof. Dr. Stefan Muckel, Köln Üniversitesi’nde öğretim üyesi. Prof. Muckel ile Almanya’da ezanın Anayasal Din Hukuku kapsamındaki yerini konuştuk.

Almanya’da ezan oldukça tartışmalı bir konu. Ezan Alman hukukunda nasıl bir konuma sahip?

Almanya’da ezan esas itibarı ile Anayasa’nın 4. maddesinin 1. ve 2. fıkraları uyarınca din özgürlüğü hakkı ile koruma altında. Zira ezan İslam’ın inanç esaslarının kısa bir dışavurumudur ve bu sebeple din özgürlüğünün bir parçasıdır. Ezan işlevi bakımından insanları namazlara çağırmak amacıyla okunur. Bu yönüyle dinin tatbikinin de bir parçası olarak görülür. Almanya’da günümüzde ezan okuyan camilerin çoğunda da haftada bir kere Cuma namazına çağrı amacıyla ezan okunmaktadır.

Yani bu, aslında Almanya’da her caminin namaz zamanlarında ezan okuma hakkı olduğu anlamına mı geliyor?

Aynen öyle. Fakat hukuk devletlerinde tüm haklara getirilebilecek bazı kısıtlamalar var. Mesela ezan sesinin çok yüksek olması ve mahalle sakinlerinin bedensel bütünlüklerinin olumsuz etkileneceği kadar rahatsızlık duymaları durumunda bu kısıtlamalar uygulanabilir. Bir örnek vermek gerekirse, Müslüman bir mescitte özellikle yaz aylarında sabahın erken saatlerinde birçok insanın arabayla sabah namazına gelmesi nedeniyle komşuların gürültüden rahatsız olduklarına karar verilmiş ve burada sabah namazlarının kılınması yasaklanmıştır. Bu saatlerde ezan okunması ve bundan dolayı komşuların uyanması gibi bir durum da aynı şekilde değerlendirilecektir. Çan sesleriyle ilgili bir davada da aynı karar verilmiştir. Burada da mahalledeki duruma ve çan sesinin yüksekliğine bağlı olarak 22.00-06.00 saatleri arasında çanların çalınması engellenebilir.

Yani mahalle sakinlerinin beden bütünlüğünün korunması, ezanın yasaklanması için geçerli bir gerekçe. Bunun dışında ezanın yasaklanmasında ne gibi gerekçeler söz konusu olabilir?

Temel olarak şöyle söyleyebiliriz: Başkalarının temel haklarının ihlal edilmesi durumunda ezan yasaklanabilir. Sizin de ifade ettiğiniz gibi mahalle sakinlerinin bedensel bütünlüğünün korunması söz konusu olduğunda durum biraz zorlaşmaktadır. Mahalle sakinlerinin uzun vadede düzenli olarak uykularının bölünmesi bir sorun teşkil eder. Ama ben cuma namazı için haftada sadece bir kere okunan ezanın böyle bir sorun oluşturacağını düşünmüyorum. Zira bu ezan normalde sabahları erkenden değil, öğlen saatlerinde okunuyor. Tam da bu saatte dinlenmek isteyen biri 5 dakika bekleyebilir. Burada sözünü ettiğimiz şey gece uykusu.

Çevreye rahatsızlık vermesi sebebiyle ezanın yasaklanması ile sonuçlanan somut başka bir vakıa var mı?

Evet, mesela bir cami minaresinin tam ana cadde üzerinde olduğu bir vakıa vardı. Burada ezanın araç ve bisiklet sürücülerini irrite ettiği ve eğer çok yüksek sesle okunursa kişilerin irkilebileceği gerekçesiyle ezan yasağına karar verildi. Bu bağlamda böylesi işlek bir caddede bisiklet sürücülerinin aniden irkilmeleri dolayısıyla bedensel bütünlüğün ve hatta can güvenliğinin tehlikede olduğu kabul edilmiştir. Uzlaşma yolu olarak camide caddenin çok işlek olmadığı saatlerde ezan okunmasına veya ezan sesinin ana caddeye değil de iç avluya verilmesine izin verilmiştir.

Şubat ayında Gelsenkirchen İdare Mahkemesi, gayrimüslim bir çiftin ezan nedeniyle kendi din özgürlüklerinin kısıtlandığını hissetmesi neticesinde açtığı davada hoparlörden ezan okunmasını yasakladı. Burada söz konusu çift, ezan sesinin yüksekliğinden değil, daha çok içeriğinden rahatsız olduğunu belirttiler. Bu kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gelsenkirchen İdare Mahkemesi’nin kararının genel anlamda ölçülü olduğunu düşünüyorum. Ancak bu öncelikle söz konusu münferit vakıanın taşıdığı hususiyetlerle ilgili. Mahkeme müezzinin ezan okumasına yönelik istisnai iznin yasalara aykırı olduğu kararına vardı; çünkü ilgili resmî makamlar bu konudaki değerlendirmelerini tam olarak hatasız bir şekilde yapmamıştı. Bu anlamda mahkeme Federal Anayasa Mahkemesi’nin kararına uygun olarak, müezzinin okuduğu ezanın kilisenin çan sesleri ile paralel olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir. İlgili kurumlar bunu dikkate almamıştır ve İdare Mahkemesi bunun telafi edilmesini talep etmiştir.

Gerçekten de söz konusu davada gayrimüslim çift, din özgürlüklerinin, daha doğrusu negatif din özgürlüklerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Fakat İdare Mahkemesi mahalle sakini çiftin negatif din özgürlüğünün, müezzinin ezan okumasını isteyen cami cemaatinin din özgürlüğü karşısında öncelikli olduğunu ifade etmemiştir. İdare Mahkemesi sadece ezana izin veren kurumun bu hususu dikkate almamış olmasını kusurlu bulmuştur. Yerel idare, mahallede yaşayan çift bunu açık bir şekilde ifade etmiş olmasına rağmen, onların negatif din özgürlüğünün ihlal edilebileceğini dikkate almamıştır.

Mahkeme de bu ezana verilen önceki iznin bir değerlendirme hatası olduğuna hükmedip izni iptal etmiştir. İdare Mahkemesinin kuruma atfettiği değerlendirme hatası, Federal İdare Mahkemesinin kararına uygun olarak çan sesleri ile ezan sesi arasındaki paralelleri dikkate almamış olmasıdır. Kararda belirleyici olan asıl faktör bu çiftin din özgürlüğünün hiç dikkate alınmamış olmasıdır.

Peki bu durumda mahalle sakinlerinin hisleri çok subjektif bir kriter değil mi? Örneğin komşuların İslam karşıtı veya İslam düşmanı olmaları durumu da var.

Kesinlikle. Bu sebeple mahalle sakinlerinin iddia ettiği rahatsızlıkların objektif kriterlere uygun olup olmadığı veya bedensel bütünlüğü olumsuz etkileyip etkilemediği konusunda bilirkişi görüşü alınmalı. Federal Anayasa Mahkemesi hiç kimsenin, üçüncü kişilerin dinî uygulamalarından rahatsız olduğunu ileri sürme hakkına sahip olmadığına karar vermiştir.

Almanya’ya dönelim. Ülkede 2500 camiden yaklaşık sadece 30 tanesinde hoparlör aracılığıyla ezan okunuyor. Sizce bu sayının bu kadar az olmasının sebebi ne?

Benim tecrübelerime göre Müslümanlar bu konuda biraz çekingenler. Müslüman cemaatler genellikle mahallede sorun çıkartmamaya özen gösteriyorlar. Benim bildiğim kadarıyla ezan sesleri genellikle iç avluya yönelmiş durumda, hatta bazen sadece mescidin içinde duyulacak şekilde ayarlanmış durumda. İslam’ın Almanya’da ciddi bir şekilde tartışıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu anlamda Müslümanlar çekimser bir tutum sergilemekle bence doğru bir şey yapıyorlar. Zira aksi halde popülist sebeplerle İslam’a yöneltilen girişimler daha da artabilir.

Bazı cami inşalarında ancak minareden ezan okunmayacağı sözleşmeyle taahhüt edildiğinde yapı izni veriliyor. Bu ne derece haklı bir uygulama?

Ben bunun hukuki açıdan sakıncalı olduğunu düşünüyorum. Tabii ki müzakereler gerçekleştirilebilir, Köln’deki merkez camisinde olduğu gibi. Minarenin çok yüksek olmamasına ilişkin anlaşmalar yapılabilir. Ama asıl mesele yapının ilgili kamusal yapı hukukuna uygun olup olmadığıdır. Almanya yapı hukukunda hukuki ve fiili duruma bağlı olarak (ör. bir imar planının olup olmadığı ve çevrenin nasıl inşa edildiği gibi) farklı durumlar mevcut. Binaların nasıl tasarlanabileceğine ilişkin belli kriterler var. Ama bütün bunların ötesinde cami inşa etmek din özgürlüğünün bir ifadesi. Burada bazı özel düzenlemeler mevcut. Bunlar imar planının artık belli bir noktada bir caminin yer alamayacağı şekilde tasarlanması gibi basit yapı hukuku hükümleri ile kaldırılamaz. Yapı idarelerinin yapabileceği şey, Müslümanlarla iletişime geçmek ve açık görüşmeler yapmaktır. Ben açık ve dürüst bir diyalog kurulması ve karşılıklı olarak uzlaşılması gerektiğini düşünüyorum.

Sizce ezan anlaşmazlığa yol açan bir unsur mu, yoksa örneğin 30 yılı aşkın bir süredir ezan okunan Düren şehrinde iddia edildiği gibi barış içinde bir arada yaşamı gösteren olumlu bir işaret mi?

Ben ezanın anlaşmazlıklara yol açtığını görüyorum. Şahsi görüşüm ise ezanın çok dinli toplumumuzun, içinde yaşadığımız açık ve renkli toplumun bir ifadesi hâline geldiği. Şahsen ben bundan memnunum.

Özellikle sabahları ve akşamları kimsenin rahatsız olmaması için ezanın günde beş kere yerine üç kere okunması veya sesin kısılması gibi uzlaşma uygulamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Uzlaşmanın iyi bir çözüm olduğunu düşünüyorum. Fakat dürüst olmak gerekirse, çevrenin durumuna bağlı olarak ezanın günde üç kere okunması bile fazla olabilir. Ama eğer bir cami birçok camide olduğu gibi şehrin merkezinde değil de kenarında veya sanayi bölgelerinde yer alıyorsa o zaman günde üç kere hatta beş kere bile ezan okunabileceğini düşünüyorum.

Sanayi bölgesindeki camilerde ezana izin vermek, Müslümanların dinî görünürlüğünün arka plana atılması anlamına gelmiyor mu peki?

Hayır, beni yanlış anlamayın. Elbette ibadethaneler sanayi bölgesinde bir yerlerde değil, insanların yaşadığı yerlerde olmalıdır. Ancak oturum bölgelerine geldiğinizde ezanın sadece öğle namazı için öğle saatlerinde günde bir kere okunması gibi daha geniş kapsamlı uzlaşmalara gidilmesi gerek. Ama bu da çok doğru bir uygulama. Uzlaşmak sorunun çözülmesi için en doğru yol.

Peki, ezan okunması konusunda ısrar eden bir cami topluluğuna ne önerirsiniz?

Ben açıkçası bir cami topluluğuna ezan okunması konusunda ısrar etmemesini öneririm. Bir cami idaresinin yapabileceği şey mahalle sakinleri ile mümkün olan en geniş ölçüde iletişim kurmaya çalışmak ve onların anlayışını kazanmak olabilir.

Siz camilerde okunan ezanla kilisede çalınan çanların kıyaslanmasına eleştirel yaklaşıyorsunuz? Bunun sebebi nedir?

Ezan çan sesinden çok daha fazlası. Ezan bir inanç ifadesi. Çan sesi sadece sembolik bir sinyalken ezan sözel bir içeriğe sahip. Çanlar mesela yeni yıl girdiğinde ya da dinî nedenler dışında başka gerekçelerle de çalınır. Buna karşın müezzinin okuduğu ezanın içeriği dinî bir ifadedir ve dolayısıyla 4. maddede yer alan din özgürlüğü anlamında çan seslerinden daha geniş bir anlam taşımaktadır.

Muhammed Suiçmez ve Büşra Gök sordu.

Yorum yazın

İsim

E-Posta (E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır)

Bu yazıya dair yorumunuz...

Diğer Dosya Yazıları

“Cami ve Minare Tartışması, Kamusal Alan Hakkında Bir Tartışma”

Prof. Dr. Stefano Allievi, Avrupa’da İslam’ın kamusal alanda doğurduğu tartışmalarla ilgili çalışma yapan en önemli sosyologlardan biri....
01.11.2018
Fransa'da ezan düzenlemeleri

Fransa’nın Ezansız Minareleri

Batı Avrupa’da en çok Müslüman’ın yaşadığı Fransa’da yaklaşık 3 bin cami var. Bu camilerden ezanın okunması ise aşılamayan bir ta...
01.11.2018
Müslümanlar için ezanın önemi

Ezan Müslümanlar Açısından Ne Anlama Geliyor?

Ezan Müslümanlar için önemli bir dinî sembol. İslami kaynaklar ezan okunmasıyla ilgili farklı hükümlerde bulunsa da, ezanın Müslümanlar a...
01.11.2018

Siyasi İrade ve Toplumsal Destek Arasında Belçika’da Ezan

Belçika’da ezanı direkt olarak ilgilendiren herhangi bir yasal mevzuat yok. Ezan talepleri, ülkenin ses ve çevre kanunlarına göre lokal mercil...
01.11.2018

Avusturya’nın Sessiz Minareleri: Ezan 300 Caminin 2’sinde Duyuluyor

Avusturya’da yaklaşık 300 cami var. Bu camilerden yalnızca ikisinde, o da yalnızca Cuma namazı için ezan okunabiliyor. Ülkede İslam kamu tüz...
01.11.2018

Avrupa Ses Sahasında “İslam’ın Sesi”: Hollanda’da Ezan

Hollanda’da ezan 1980 yılından beri okunuyor. Ülkede camilerin ezan okuması önünde yasal bir engel olmasa da birçok cami komşularını rahat...
01.11.2018
almanya Düren şehrinde ezan

Almanya’da İlk Ezan: Düren Camisi’nin 34 Yıllık Ezan Geçmişi

Düren’de tam 34 yıldır günde üç kere minareden ezan okunuyor. Bu yönüyle cami Almanya’daki ezan tartışmalarındaki ezberleri alt üst ed...
01.11.2018
almanya berlin şehitlik camii

Avrupa’da Ezan: Bir Çatışma Kaynağı Mı, Yoksa Dinî Çoğulculuğun Göstergesi Mi?

Avrupa’da ezan tartışması, yalnızca “ezan” etrafında yaşanan bir tartışma değil. Bu tartışmada ezanın fonksiyonu, Müslümanların k...
01.11.2018