Dosya

Hollanda’da Ayrımcılık Karşısında Bireylerin Yapabilecekleri

01.06.2018

Hollanda’da ırk temelli ayrımcılık olayları, toplam ayrımcılık vakıaları içinde yüzde 40 oranında bir yekûn teşkil ediyor. Ayrımcılık durumunda yapılması gerekenleri bilmek, ayrımcılıkla mücadelenin de ön koşulu.

Hollanda İstatistik Kurumunun verilerine göre toplam 17 milyon nüfusa sahip olan ülkede 3 milyona yakın göçmen yaşamaktadır. Göçmenler iki grup hâlinde kategorize edilmiştir: Batılı olan ve olmayan göçmenler. Toplam göçmen nüfusun 1 milyon 626 binini Batılı göçmenler, 2 milyonu aşkın bir kısmını ise Batılı olmayan göçmenler oluşturmaktadır.[1] Göçmenler dinî kimliklerine göre tasnif edildiğinde ülkede yaklaşık 800.000 civarında Müslüman olduğu tahmin edilmektedir. Müslüman nüfus hakkında tam bir rakam verilemeyişinin sebebi, nüfus kayıtlarında kişilerin dinî kimliklerine ait bir bilginin yer almamasıdır.

Hollanda’daki Müslümanların büyük bir kısmı Türk ve Fas kökenlidir. Bunun yanında Endonezya, Sürinam, Afganistan ve Somali gibi ülkelerden gelen pek çok küçük grup da bulunmaktadır. Hollanda’daki Müslümanların dikkat çekici bir özelliği de istisnasız hemen hemen hepsinin bir göç geçmişine sahip olmasıdır. Müslümanların ya kendileri ya da ebeveynleri Hollanda’da doğmamış; toplumsal yaşamda İslam inancının merkezi bir rol oynadığı ülkelerden gelerek görece seküler bir toplumsal bağlamda yaşamaya başlamışlardır. Özellikle kiliseye üyeliklerine göre değerlendirildiğinde Hollanda, Avrupa ülkeleri içinde en fazla sekülerleşmiş ülkedir. Hollanda halkının yüzde 42’si kendini kilise-dışı (Fl. “onkerkelijk”) saymaktadır. Geriye kalan yüzde 58 ise Hristiyan mezheplerden birine mensuptur. Yüzde 5’lik oranla İslam, Hollanda’da açık bir şekilde azınlık dinidir.[2]

Hollanda’da Ayrımcılıkla İlgili Veriler

Hollanda’da yerel ve bölgesel ayrımcılık karşıtı bürolar ayrımcılığa uğrayan vatandaşların şikâyetlerini kaydetmek ve yayınlamak yanında, bu bireysel şikâyetleri işleme almaktadırlar. Yerel veriler, her yılın sonunda ülkesel bir noktada toplanmakta ve bir rapor olarak yayınlanmaktadır. 2016 yılına ait veriler yayınlanmış olup ülkede ve ülke dışında tartışılmaktadır.[3]

2016 Ayrımcılık Raporuna göre tespit edilen toplam ayrımcılık olaylarının içinde “ırk” önemli bir kategoriyi oluşturuyor. Irk temelli ayrımcılık olayları, toplam ayrımcılık içinde yüzde 40 oranında bir yekûn teşkil ediyor. Bununla birlikte ırk denilince, sadece fiziksel görünüm değil, etnik köken ve milliyet de akla getirilmeli, çünkü ayrımcılık karşıtı bürolar ırk kavramını sadece dış görünüş ve renkle sınırlandırmıyorlar.

Irktan sonra en önemli ikinci ayrımcılık temeli, “yaş” değişkeni. Kişilerin yaşı, işe alınma ve işten çıkartılmada önemli bir rol oynuyor. Söz gelimi geçtiğimiz yıl Amsterdam Özgür Üniversitesi reorganizasyon çalışmaları kapsamında 37 çalışanının görevine son vermiştir. İki kişi hariç çalışanların hepsinin 50 yaş üzerinde olması, yaş temelli bir ayrımcılık olarak değerlendirilmiştir. Çünkü yasalara göre toptan işten çıkartmalarda yaş ve cinsiyet dağılımının orantısal olması gerekmektedir. Hollanda’da 50’li yaşlarda işsiz kalmış kişiler bir daha iş bulmakta zorlanmaktadırlar.

Hollanda’da yaş temelli ayrımcılık olayları yüzde 10 iken, “engelli ve kronik hastalıklar”a sahip kişilere karşı yapılan ayrımcılık yüzde 8 civarında gerçekleşmiştir. Engellilik ve hastalık hallerini aynı orantıyla (yani yüzde 10) takip eden bir diğer ayrımcılık temeli “cinsiyet”tir. Tüm dünyada olduğu gibi Hollanda’da da erkeklere kıyasla kadınlar çeşitli alanlarda ayrımcılığa uğramaktadırlar. Bu kategoride en son ayrımcılık temeli olarak “cinsel yönelim” belirlenmiştir. Cinsel yöneliminden dolayı ayrımcılığa uğrayanların oranı yüzde 8 civarındadır.

Tüm bu ırk ve biyolojik temelli ayrımcılık olayları, toplam ayrımcılık bildirimleri içinde yüzde 74’ü bulmaktadır. Diğer ayrımcılık temelleri çok önemsiz bir oranda tespit edilmiştir. Son yıllarda Avrupa toplumlarında İslamofobi ve din temelli ayrımcılık yoğun tartışma konusu olurken, geçtiğimiz yıla ait bu veriler ve oranlar Avrupa’da yeniden ırka dayalı ayrımcılığın doğuşuna işaret etmektedir. Bu da, Batı toplumlarının “açık toplum” olma iddialarıyla çelişen bir gelişmedir.

Hollanda’da ayrımcılık en fazla iş pazarında karşımıza çıkmaktadır. Kamusal olanaklar ve ticari hizmetlerde ayrımcılık, iş pazarından sonra hemen ikinci sırada gelmektedir. Üçüncü sırada eğitim ve kamusal alanda ayrımcılık gelmektedir. Bu veriler ayrımcılığın, “sert sektörlerde” vuku bulduğunu göstermektedir. Şöyle ki, bu sektörlere katılım ya da katılımsızlık modern toplumda bir kişinin toplumsal konumunu belirlemektedir.

Irk ve biyoloji temelli ayrımcılığın bu kadar ön plana geçmesi, akla şu soruyu getirmektedir: Acaba son yıllarda sıkça tartışılan İslamofobi ve din temelli ayrımcılık önemini kaybediyor mu?

Hollanda ayrımcılıkla mücadele bürolarının raporunda “din temelli ayrımcılık”, toplam ayrımcılık olayları içinde yüzde 7 civarında görünmektedir. Üstelik din temelli ayrımcılığın hepsini de İslam temelli ayrımcılık, yani İslamofobi oluşturmamaktadır. Toplam 348 şikâyet bildiriminin 254’ü Müslümanlar tarafından yapılmıştır.

Bu verilere göre ırk ve biyolojik temellere dayalı ayrımcılık, din temelli ayrımcılığın önüne geçmiş görünmektedir. Ancak burada gerçekte İslamofobinin öneminin azaldığını çıkarsamak zordur. İslamofobinin gelişip gelişmediğini yıllara göre değerlendirmek gerekir. Hollanda’nın rakamlarına baktığımızda 2012 ile 2016 yılları arasında din temelli ayrımcılığın artış gösterdiğini anlıyoruz. 2012 yılında 291 bildirim yapılmışken, son yıllarda bildirimlerin sayısı 350’ye kadar çıkmıştır.[4]

Bir başka gösterge, camilere yapılan saldırıların sayısıdır. Hollanda’da geçtiğimiz yıllarda yaklaşık 20 civarında camiye saldırı olurken, 2016 yılında bir patlama olmuş ve 70 civarında saldırı kaydedilmiştir. Hollanda’da birçok kişi ve kurum İslamofobik olaylarla ilgili çalışma yapmaktadır. Rotterdam’daki İslam kuruluşlarının çatı örgütü olan SPIOR ve İslamofobi araştırmacısı Ineke Van der Valk, İslamofobinin artış kaydettiğine dair veriler sunmaktadır.[5] Araştırmacılar kaydedilen İslamofobik olayların buzdağının görünen kısmı olduğunu, aslında yeterli bildirimler yapılsa bu olgunun daha büyük bir yekûn tutacağını bildirmektedirler.

Ayrımcılıkla İlgili Şikâyetlerin Bildirilmesinde Tutulacak Yol

Müslümanlar arasında İslamofobik olayların ya da ayrımcı başka tür olayların ilgili mercilere bildirilmediği gözlemlenmektedir. Konuyla ilgili kişi ve kurumlara göre bunun bazı sebepleri bulunmaktadır. Bunlardan ilki, Müslümanların ulusal ve yerel düzeyde ayrımcılık olaylarını kaydeden ve işleme alan kurumları yeterince tanımamalarıdır. İkincisi, tanısalar da söz konusu kurumlara güvenin olmadığı görülmektedir. En kötüsü de birçok kişinin ayrımcılığı kanıksamış olması ve bunu günlük yaşamın bir parçası olarak algılamasıdır.

Hollanda’da 2012 yılında İnsan Hakları Enstitüsü’nün kurulması, önemli bir dönüm noktası olmuştur. Enstitü, insan haklarını izleyen bağımsız ve yasal bir organdır.[6] Amacı, araştırma, tavsiye ve bilgilendirme yoluyla insan haklarını korumak, ilerletmek, izlemek ve aydınlatmaktır. Görev alanı, hem Hollanda hem de Hollanda’ya bağlı Karayip adalarını kapsamaktadır. Komisyon, ayrıca Eşit Muamele Yasası’nın uygulanmasını ve bireysel olarak bir kişinin iş, eğitim ve tüketim alanında ayrımcılığa uğrayıp uğramadığını da karara bağlamaktadır. Bu son noktada, Hollanda’da daha önce işlev gören Eşit İşlem Komisyonu’nun görevlerini devralmıştır. Eğer bir kimse ayrımcılığa uğradığını düşünüyorsa, bizzat kendisi ya da onun yerine bir başkası doğrudan İnsan Hakları Enstitüsü’ne başvurabilmektedir.

Bunun için tutulacak en kısa yol kurumun internet sitesine girip bir şikâyet formu doldurmaktır.[7]

Bu ulusal kurumun yanında Hollanda’da birçok bölgede, insanların doğrudan şikâyetlerini yapabilecekleri ayrımcılıkla mücadele kuruluşları bulunmaktadır. Bunlar günlük hayatta “ayrımcılık karşıtı bürolar” (Fl. “anti-discriminatie bureaus”) olarak bilinmektedir. Hemen her bölgede ve pek çok şehirde mevcut bulunan bu büroların tam bir listesi internette bulunmaktadır.[8]

Elbette ayrımcılık şikâyetlerini yapabileceğiniz kurumlar bunlarla sınırlı değildir. Bunun yanında bulunduğunuz şehir veya kasabada yerel polis kurumlarına müracaat edebilirsiniz.

Son yıllarda internette ayrımcılık olaylarında bir artış görülmektedir. Hollanda’da internet üzerinden yapılan ayrımcılık ve nefret suçlarını bildireceğiniz bir adres daha bulunmaktadır. Kısa adı MIND olan bu adres, Flamanca “Meldpunt internet Discriminatie” olarak bilinmektedir.

Tüm bu kurum ve adreslere ulaşmayı zahmetli gören kişiler her zaman ilişki içinde bulundukları sivil toplum örgütleri ve camilerden de destek alabilirler.

İslamofobi ve ayrımcılıkların tam olarak kayıt altına alınması sizin şikâyetlerinize bağlıdır. Kayıtlar ne kadar iyi tutulursa, ilgili kişi ve kurumlar kadar siyaset ve medya da gerekli özeni gösterecek ve bu olaylarla mücadele etmek için gayret sarf edeceklerdir. Hiç unutmayalım: Ayrımcılık olaylarını doğal görmek ve kanıksamak, bunların devam etmesine geçit vermektir.

[1] Centraal Bureau voor de Statistiek, Den Haag/Heerlen.
[2]Maliepaard, M. & Gijsberts, M., Moslim in Nederland 2012, Sociaal en Cultureel Planbureau, Den Haag 2012.
[3] Meldingen Discriminatie 2016: Landelijk Overzicht van Meldingen en Klachten Ingediend bij Anti-Discriminatievoorzieningen in Nederland, Sh. 7, Leeuwarden 2017.
[4] Meldingen Discriminatie 2016: Landelijk Overzicht van Meldingen en Klachten Ingediend bij Anti-Discriminatievoorzieningen in Nederland, Sh. 7, Leeuwarden 2017.
[5] Onderzoeksrapport IslamofobIe In zicht, Stichting Platform Islamitische Organisaties Rijmond, Rotterdam 2016 ve Monitor Moslim Discriminatie (Derde Rapportage), Van der Valk, Amsterdam 2017.
[6] Hollandaca adı ve web adresi: College voor de Rechten van de Mens, info@mensenrechten.nl
[7] Kurumun web adresi ve şikâyet formunu bulabileceğiniz adresi: https://www.mensenrechten.nl/contact
[8] Bunun için bakınız: https://www.discriminatie.nl/#/organisaties/adressen-antidiscriminatiebureaus

Yorum yazın

İsim

E-Posta (E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır)

Bu yazıya dair yorumunuz...

Diğer Dosya Yazıları
nsu cinayetleri

NSU: Irkçı İnfazları Destekleyen Neonaziler Hâlâ Aramızda

Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) isimli terör örgütünün bilinen ilk cinayetinin üzerinden 18 yıl geçmesine rağmen açılan yaralar hâlâ ta...
01.09.2018

“NSU’nun Ardından Sağcı Terör Tehlikesi Önlenmiş Değil”

Düsseldorf Yüksekokulu Sosyal ve Kültür Bilimleri bölümünde görev yapan Prof. Fabian Virchow aşırı sağ ve Neonazizm uzmanı bir sosyal bil...
01.09.2018

“NSU Davası Kaçırılan Bir Fırsatın Anı Defteri”

Almanya’da 2000-2007 yılları arasında 8’i Türk 10 kişiyi öldüren aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı terör örgütü hakkında 6 M...
01.09.2018

NSU-Gizli Servis Karmaşası: Skandallarla Dolu 11 Yıl

Almanya’da 2000-2007 yılları arasında 8’i Türk 10 kişiyi öldüren aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı terör örgütü NSU’nun so...
01.09.2018
NSU davası

NSU Kronolojisi: Örgütün Açığa Çıkışı ve Sonrasındaki Skandallar

Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü 2011'de açığa çıktıktan sonra skandalların ardı arkası kesilmedi. NSU'nun kamuoyu tarafın...
01.09.2018

Solingen’den NSU’ya: Neonazilerin Ölümcül Şiddeti ve Anayasayı Koruma Dairesinin Rolü

NSU cinayetleri Almanya tarihinde Neonazilerin ilk kanlı eylemleri değildi. Solingen’den NSU’ya kadar aşırı sağcıların şiddet eylemlerind...
01.09.2018

Alman Siyasilerden NSU Davasına Tepkiler: “Soruşturmaya Devam Edilmeli”

5 yıldan fazla bir süreye yayılan NSU davası geçtiğimiz temmuz ayında 438. duruşmada karara bağlandı. Davanın baş sanığı Beate Zschäpe...
01.09.2018

İsveç ve Finlandiya’dan Başörtüsü Yasağına Tepkiler

Başörtüsü yasağı ile ilgili tartışmalar genelde Batı Avrupa’da yoğunlaşıyor. İsveç ve Finlandiya da bu tartışmaların etki alanında...
02.07.2018