Dosya

Almanya’da Ayrımcılığa Maruz Kalan Kişi Ne Yapmalı?

01.06.2018

Etnisite ve dine dayalı ayrımcılık Almanya’nın da ciddi sorunlarından biri. Peki Almanya’da ayrımcılıkla karşı karşıya kalmış birisi ne yapmalı? Cevapları derledik.

Günümüzde etnik kökeninden ve dinî aidiyetinden dolayı ayrımcılığa uğrayan kişilerin sayısı sürekli artıyor. Almanya Federal Hükümetinin Ayrımcılıkla Mücadele Ofisinin (ADS) sunduğu verilere göre, Almanya’da 2017 yılında gerçekleşen ayrımcılıkların yüzde 46’sı etnik köken, yüzde 26’sı ise din ve inanca dayalı olarak gerçekleşti.

Peki “ayrımcılık” nedir? Ayrımcılığa uğradığımızı nasıl anlarız? Ayrımcılık hangi alanları kapsamaktadır? Ve en önemlisi ayrımcılıkla karşılaştığımızda ne yapmalıyız?

Alman yasalarına göre ayrımcılık kişilerin etnik kökeni ve dinî bakış açılarından dolayı ayrı muamele görmeleri ve dezavantajlı duruma düşürülmeleridir. Ayrımcılığın çeşitli formları vardır. Bir ayrımcılık sözlü, fiili ve fiziki şiddet ile meydana gelebilir.

Artan ayrımcılık sebebiyle 2006 yılında Almanya’da Genel Eşit Muamele Yasası (AGG) yürürlüğe girmiştir. Ayrımcılıkla mücadele etme amaçlı çıkarılan AGG’ye göre ırk, etnik köken, cinsiyet, din, dünya görüşü, engellilik durumu, yaş ve cinsel kimlik nedeniyle yapılan ayrımcılıklar yasaklanmıştır. Bu yasaya göre iş yerinde, ev ararken, eğitim alanında, sosyal korunma ve sosyal emniyet alanında, sağlık sisteminde veya alışveriş esnasında ayrımcılık yapmak yasaktır. AGG iş hayatında ayrımcılığa karşı her türlü korumayı sağlasa da, diğer yaşam alanlarında ayrımcılıkların hepsini kapsamamaktadır. AGG’nin kapsamadığı bir alanda ayrımcılığa maruz kalan kişiler, federal ayrımcılıkla mücadele birimi olan ADS’ye ya da diğer hükümet dışı organizasyonlara başvurabilirler.

Etnik kökene bağlı olan ayrımcılık bilhassa ten rengi, dil, isim, görünüş ve göç geçmişi gibi kategorize etme durumunda meydana gelmektedir. Etnik kökene bağlı ayrımcılık, diğer ayrımcılık sebeplerine kıyasen en iyi korunanıdır.

Ev aramada sergilenen ayrımcılık, Almanya’da göçmenlerin karşılaştığı temel sorunlardan biridir. Bir ev sahibinin kiraladığı ev sayısı genelde çok yüksek olmadığı ve ortada dezavantajlı muamele konusunda kıyaslanacak bir durumun bulunmaması nedeniyle ev sahiplerinin ayrımcılık eyleminde bulunduklarını ispatlamak zordur. Fakat AGG ev arayışında yasa kapsamında korunan kriterler üzerinden ayrımcılık vakıalarını da kapsamaktadır.

İnançtan dolayı ayrımcılık da aynı şekilde yasaktır. Örneğin uzun sakallı veya başörtülü birisine dinî bir sembolü kullanmayı/dinî pratikleri yerine getirmeyi tercih ettiği için, onunla aynı niteliklere sahip olan birinden farklı davranılması kabul edilemez.

Ayrımcılıkla Karşılaşıldığında Ne Yapmalı?

Ayrımcılığa uğrandığında bu durumla nasıl mücadele edileceği sorusu çoğu zaman cevapsız kalıyor. Bilinmesi gereken en önemli şey belki de şu: Kimse ayrımcılıkla tek başına mücadele etmek zorunda değil. Almanya’da ayrımcılıkla mücadele ile ilgili çalışmalarda bulunan kamusal kurumlar (örneğin ADS) haricinde sivil toplum kuruluşları da mevcut.

Ayrımcılığa uğradığınızda, herhangi bir yere başvuruda bulunmadan önce, olayı en ince ayrıntısına kadar kâğıda dökmek çok önemli. Ayrımcılığa uğrandığında her ne kadar üzüntü ve öfke gibi hislerimize yenik düşüp umutsuzluğa kapılsak da, not edilen ayrıntılar ileriki aşamalar için büyük önem taşıyor. Çünkü olayın üstünden zaman geçtikçe ayrımcılığa uğrayan kişinin detaylı bilgi vermesi ve böylece ayrımcılığı ispat etmesi daha da zorlaşıyor.

Ayrımcılığa uğrayan kişinin ilk başta ayrımcılık ihtimalinin ciddiye alınabilmesine yetecek kadar bir ispatta bulunması gerek. Bundan sonraki aşamada ise ispat yükümlülüğü karşı tarafa aittir. Bu şu anlama gelmektedir: Karşı taraf inkâr edecek olsa bile sizi yasadışı ayrımcılığa uğratacak bir eylemde bulunmadığını ispatlamak zorundadır.

Ayrımcılığa uğradığınızda, bu durumu size yaşatan kişiye karşı dile getirmekten çekinmeyin. Resmî bir şikâyet dilekçesi verilmeden önce de, söz konusu sorunun çözülmesi mümkündür. Artık ayrımcılık günlük hayatımızın ne yazık ki ayrılmaz bir parçası olmuş bir vaziyette ve insanlar ayrımcı tavırlarının farkında dahi olamayabiliyor. Muhatap olduğunuz kişi ayrımcı tavırlarını inkâr ediyorsa, danışma bürolarından destek alabilirsiniz.

Federal Hükümetin Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi (ADS)

Almanya Federal Hükümetinin Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi (ADS) ayrımcılığa uğrama durumunda danışma hizmeti sunmaktadır. ADS’in aynı zamanda araştırma ve halkla ilişkiler ile ilgili projeleri de mevcuttur. ADS’in avukatlardan oluşan ekipleri, ayrımcılık vakıalarında mağduru hakları ile ilgili bilgilendirip, haklarını nasıl kullanabileceğini hakkında yol gösterir. ADS adli işlemlerle ilgilenmemekte, hukuki sürece doğrudan müdahil olmamaktadır. Ancak kendisine yapılan başvurular sonucu istatistiki veri toplamaktadır. Veriler toplamak, bunları istatistik haline getirmek ve kamuoyuna duyurmak ile birlikte hukuki süreç konusunda tetikleyici etkiye de sahip olabilir.

Ayrımcılıkla Mücadele Eden Sivil Toplum Kuruluşları

Ayrımcılıkla mücadele konusunda çalışma yapan diğer sivil toplum kuruluşları, mağdurların ihtiyaçlarını dile getirmekte ve onları tüm süreç boyunca desteklemektedir. Bu kuruluşların önemli bir görevi ise ayrımcılıkla mücadele alanında farkındalık yaratmak ve toplumu bu duruma karşı hareketlendirerek hassasiyet oluşturmaktır. Aynı zamanda pek çok organizasyon iş birliği yaptığı avukatlar aracılığıyla hukuki sürece müdahil olmaktadır.

Bu kurumlardan biri olan FAIR international (Federation against Injustice and Racism e.V) Köln’de bulunan, bağımsız bir ayrımcılık ile mücadele derneğidir ve AGG’nin ayrımcılık nedeni olarak gördüğü ayrımcılık türleriyle ilgilenmektedir. Ayrımcılığa maruz kalan kimse, FAIR international’a danışma imkânına sahiptir. İlk adım olarak FAIR international sizinle olayın tüm detaylarını belgeleyip, sizin şahsi istekleriniz ve beklentileriniz hakkında konuşur. İkinci etapta olay analiz edilir. Bundan sonra ise atılacak adımlar planlanır ve söz konusu olan ayrımcılığa yönelik bir çalışma başlatılır. Bu çalışma her olayda farklı gerçekleşmektedir. Örneğin suçlanan kişiden bir rapor talep edilir ve isteğe göre uzlaşma hedeflenebilir. Ayrıca FAIR international görüşmelerde, duruşmalarda, müzakerelerde ve mahkeme işlerinde de destek olmaktadır. Olayın ehemmiyetine göre basın da bilgilendirilmektedir.

FAIR international’ın yanında ayrımcılık ve İslam düşmanlığıyla ilgili çalışmalar yapan Inssan e.V (Alm. “Netzwerk gegen Diskriminierung und Islamfeindlichkeit”) ve sağ ve ırkçı şiddet mağdurlarına danışmanlık veren “response.” gibi dernekler de bu alanda çalışmalar yapmakta, özellikle etnik kökeninden ve dinî aidiyetinden dolayı ayrımcılığa uğrayan kişilere danışma sunmaktadır.

Ayrımcılığa Sessiz Kalmak Bir Alternatif Değil

Bir derneğe ya da bir ajansa başvurduğunuzda, hedefiniz ilk olarak ayrımcılığın belirlenmesi olmalıdır. Söz konusu dernek şikâyetinizin haklı olduğu kanaatinde ise, sizinle birlikte bir strateji belirleyecektir. Bu tarz eylemlerde sessiz kalmak, karşı tarafa insanların korkularının aleyhine kullanılmasına yol açabilir. Manevi açıdan yıpranmamak için mücadele etmekten kaçış ve bu ayrımcılıklara sessiz kalmak bir alternatif olmamalıdır.

ADS’in verileri Almanya’da ayrımcılığa uğrayan her altı kişiden yalnızca birinin şikâyette bulunduğunu göstermektedir. Bu mevzuatın yeterince ilgi görmemesi üzücüdür. Oysa ayrımcılık, yalnızca bireysel bir sorun değil, toplumsal bir sorundur. Bu nedenle de Almanya’nın geleceğine katkı sağlamak isteyen kişi, ayrımcılığa karşı susmayı tercih etmemelidir.

Ayrımcılığa maruz kalmış bir kişi hukuki süreç sonunda bir şey elde edemese bile, yaşadığı durumu ihbar etmesi, bu ayrımcılık vakıasının istatistiklere yansımasını sağlayacak, bu veriler de siyasi karar alıcılara “sorunun boyutu” hakkında bilgi vererek ayrımcılıkla mücadeleye katkı sağlanacaktır.

Yorum yazın

İsim

E-Posta (E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır)

Bu yazıya dair yorumunuz...

Diğer Dosya Yazıları

İsveç ve Finlandiya’dan Başörtüsü Yasağına Tepkiler

Başörtüsü yasağı ile ilgili tartışmalar genelde Batı Avrupa’da yoğunlaşıyor. İsveç ve Finlandiya da bu tartışmaların etki alanında...
02.07.2018
başörtü yasağı

Dosya | Avusturya’da Başörtülü Kadınlar Nefretin Öncelikli Kurbanı

Avusturya’da 2017 yılının son aylarında peçe yasağı yürürlüğe girdi. Bundan kısa bir süre sonra da kreş ve ilkokullarda başörtüsü y...
01.07.2018

Dosya | Hollanda’da Başörtüsü Yasağı Tartışmaları

Başörtüsü yasakları ve başörtüsüne dair tartışmalar, Hollanda’daki İslamla ilgili tartışmaların en başında yer alıyor. Tartışmal...
01.07.2018
Belçika başörtüsü yasakları

Dosya | Belçika’da Başörtüsü Yasakları: “Yeni Bir Siyaset Kültürüne İhtiyaç Var”

Belçika, başörtüsü kısıtlamalarında Fransa örneğini takip eden bir ülke. Hukukçu ve siyaset bilimci Mehmet Saygın’la ülkede Müslüman...
01.07.2018

Dosya | Fransa’da Başörtüsü Yasaklarının Çeyrek Asırlık Tarihi

Fransa, başörtüsü yasaklarıyla Avrupa’nın en kötü örneği. Ülkede başörtüsü tartışmalarının tarihi çeyrek asra uzanıyor. Fransa'd...
01.07.2018

Dosya | Birleşik Krallık’ta Başörtüsü Yasağı Tartışmalarına Bakış

Birleşik Krallık’ta başörtüsü de dâhil herhangi bir İslami kıyafet için yasak söz konusu değil, ancak ülkede aşırı sağcı politikac...
01.07.2018

Dosya | Almanya’da Başörtüsü Kısıtlamaları ve Müslüman Kadınların Özgürlük İhlali

Almanya’da Müslümanların karşılaştığı ayrımcılık yeni bir fenomen değil. Bilhassa başörtülü kadınlar, iş ortamında, eğitimde ve...
01.07.2018

Dosya | “Bireyler Dinî Sembollerden Sıyrılmaları Gereken Kamu Binaları Değil.”

28 Avrupa Birliği (AB) ülkesinde Müslüman kadınlara yönelik kıyafet kısıtlamalarını araştıran detaylı bir rapor Açık Toplum Vakfı tar...
01.07.2018