Gündem

Avrupa Değerleri Sorgulanırken: Mültecilerin Yeniden Yerleştirilmesi

Avrupa mülteciler
17.10.2017

Mültecilerin yeniden yerleştirilmesi (resettlement) son zamanlarda hem Avrupa’da hem dünyada yoğun şekilde tartışılıyor. Uluslararası koruma bağlamında tartışılan konu, Avrupa değerleri açısından da ciddi bir sınav niteliğinde.

 

2015’te zirveye ulaşan göçmen krizi hem Avrupa hem de dünyanın geri kalanı için ciddi bir sınav olarak kayıtlara geçti. Bu iki yıllık yoğun dönemde milyonlarca insanın hayatlarını kurtarmak için sınırları aştığına; binlercesinin Akdeniz açıklarındaki kazalarda boğulduğuna; bebeklerin kıyıya vuran cesetlerine ve sınır görevlilerinden kaçan göçmenlere çelme takan gazetecilere şahit olduk.

Göçmenler genelde ölümleriyle haber olsalar da, hayatta kalmayı başaran milyonlarca insanın da var olduğunu gözden çıkarmamak gerek. Bu insanların güvenli ve sürdürülebilir bir hayata kavuşmaları adına başta Birleşmiş Milletler olmak üzere çok sayıda uluslararası kuruluş, hükûmetleri acil eylemde bulunmaya çağırıyor.

 

Yeniden Yerleştirme İhtiyacı

Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada 1.19 milyon kişinin yeniden yerleştirilmesi (İng: “resettlement”) gerekiyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği bu bağlamda küresel anlamda yıllık yeniden yerleştirme hedefi olarak 170.000 rakamını belirledi. Ancak kuşkusuz bu, gerçek ihtiyacın giderilmesi adına oldukça düşük. Bu hedefin 2015’te 100.000, 2016’da ise 143.000 olduğu düşünüldüğünde, yine de olumlu bir gelişmeden söz edebiliriz.

Yeniden yerleştirme artık çözüm olarak her zamankinden daha önemli. Bu fırsatı değerlendirerek bundan faydalanacak mültecilerin sayısını ve diğer kabul yollarını artıracağız.” Yüksek Komiser Filippo Grandi’nin bu açıklaması uluslararası toplumun hükûmetlere baskı yaparak hem yeniden yerleştirmelerde hem de mülteci kabul süreçlerinde bir iyileştirme hedeflediği anlamına geliyor. Ancak bu hedeflere ne ölçüde ulaşılabildiği elbette sürekli gündemde tutulması gereken bir soru.

 

Avrupa Göç Krizi ve Etkileri

2005’te 14’le sınırlı olan “yeniden yerleştirme programına sahip ülke sayısı”, 2016’da 37’ye yükseldi. Bu ülkeler arasında ABD’nin yanı sıra Avusturya, Belçika, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık ve İsveç gibi AB üyeleri de bulunuyor. Asya ve Afrika kaynaklı göç hareketlerinin tamamına yakınının Avrupa’ya yönelmiş olduğu düşünüldüğünde, AB kurumlarının ve üye ülkelerinin sorumluluğunun bir kat daha arttığı söylenebilir. Nitekim, Suriye’deki iç çatışmaların zirveye ulaştığı 2015’le başlayan süreç, Avrupa Göç Krizi olarak literatüre geçmiş bulunuyor.

2014’te 216 bin kişinin Akdeniz yoluyla Avrupa kıyılarına ulaştığı bilinirken bu sayı ertesi yıl 1 milyonu aştı. Türkiye’yle imzalanan geri kabul anlaşması ve “Batı Balkan Rotası”nın kapanmasıyla Doğu Akdeniz geçişleri önemli ölçüde azaldı ve 2016’da Akdeniz yoluyla Avrupa’ya ulaşanların sayısı 362 binde kaldı. 2017’de, şimdiye kadar 140 bin kişinin bu yolla Avrupa’ya geldiği tahmin ediliyor. Yıllık varış sayılarında bariz bir düşüş olsa da haberlerin genellikle önemsizleştirdiği bir gerçek var: İnsan hayatı. 2014’ten bu yana en az 15 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği resmî kayıtlara geçti. Tespit edilemeyen kazalar da göz önüne alındığında bu sayının çok daha fazla olduğu değerlendiriliyor.

 

“Avrupa Değerleri” Sınıfta Kaldı

Uluslararası korumayı sağlamak için ortak çabayla vites yükseltmemiz gerekiyor. Bu çaba, mültecileri Avrupa’da emniyetli bir şekilde yeniden yerleştirmeyi içeriyor. Bu sözler Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans’a ait. AB’nin Ortak Yeniden Yerleştirme Sistemi’nin açıklandığı basın toplantısında Avrupalı liderler, mültecilerin güvenli ve sistematik şekilde üye ülkelere yerleştirileceğini vurgularken bu anlamda tüm üyelerin elini taşın altına sokmaları gerektiğini belirtti. Yeniden Yerleştirme Sistemi’ni “önemli bir adım” olarak niteleyen Göç, İç Güvenlik ve Vatandaşlık Komisyonu Başkanı Dimitris Avramopoulos, “AB’ye güvenli bir şekilde giriş ve korunma için yasal yollar” sunduklarını aktardı. Karara göre, sistem çerçevesinde kabul edilecek her mülteci için Komisyon’un 10.000 € tutarında bir fon ayıracağı açıklandı.

Milyonlarca kişinin yerinden edildiği, öldürülme korkusuyla ülkesini terk ettiği bir ortamda AB’nin yeniden yerleştirme programının hedefi 25 bine bile ulaşamadı. Temmuz 2015’ten itibaren başlayan programın hedefi 22.504 kişiyi kapsıyordu. Dahası, 2 yıllık süreçte AB üyesi ülkeler maalesef bu hedefin dahi altında kaldı. Timmermans ve Avramopoulos’un iddialı demeçleriyle duyurulan sistem çerçevesinde Avrupa Birliği çeşitli ülkelerde 17.305 mülteci kabul etti.

 

Macron Durumu İyileştirebilecek mi?

Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un geçtiğimiz günlerde Yüksek Komiser Filippo Grandi ile yaptığı ortak basın toplantısı, AB’nin göç krizindeki rolü hakkında umut tazeledi. Fransa’nın Yeniden Yerleştirme Sistemi’ne 10 bin ek alımla katkı sunacağını açıklayan Macron, BM’nin belirleyeceği bir program üzerinden Türkiye, Ürdün, Lübnan, Nijer ve Çad’dan mültecilerin kabul edileceğini duyurdu. Göç krizinde artık gerçekçi çözümlerin devreye girmesini savunan Fransız lider, Libya’daki krizde insani yardım amacıyla kullanılmak üzere 10 milyon € tutarında bir kaynak ayırdıklarını belirtti.

Macron, seçildikten hemen sonra farklı bir yönetim sergileyeceğine dair işaretler vermişti. Macron’un Fransası şimdiye kadar bölgesel ve uluslararası meselelerde daha aktif bir görünüme sahip.

Suriye Krizi’nin çözüme daha yakın bir hal aldığı bu dönemde “tarihi bağlar” gereği Fransa’nın etkin olmaya çalışacağı zaten beklenen bir olguydu. Ancak Macron’un Libya krizinde de etkili olmaya dönük hamleleri sadece ülkesinin değil Avrupa Birliği’nin de bölgede “önleyici tedbirler”e başvuracağını gösteriyor. Nitekim hem AB hem de Komisyon, yükselen göç dalgalarıyla mücadele adına artık “göçe sebep olan faktörlerin engellenmesi” üzerinde duruyor. Afrika’da istihdam alanlarının geliştirilmesi adına planlanan Acil Eylem Fonu bunun açık bir örneği.

Yorum yazın

İsim

E-Posta (E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır)

Bu yazıya dair yorumunuz...

Diğer Gündem Yazıları
Avrupa Adalet Divanı

Avrupa Adalet Divanı’ndan “Organik” Helal Et Görüşü

Avrupa Adalet Divanı Başsavcısı, İslami usullere göre şoklanmadan kesilen hayvan ürünlerine “Avrupa organik tarım etiketi” konulabilece...
20.09.2018
Türk kulübüne saldırı

Almanya’da Türk Kulübüne Saldırı

Almanya'da daha önce de ırkçı saldırıya maruz kalan Fatihspor Pforzheim'e ait kulüp binası ve sosyal tesislerine saldırı gerçekleştirild...
20.09.2018
Fransa Le Pen psikiyatri testi

Fransa’da Mahkeme Le Pen İçin “Psikiyatri Testi” Talep Etti

Fransa'da mahkemenin, aşırı sağ Ulusal Birlik Partisi lideri Marine Le Pen'e "psikiyatri testi" uygulanması talebinde bulunduğu ortaya çıktı.
20.09.2018
Almanya Maassen

Almanya’da Görevden Alınan Maassen Terfi mi Ettirildi?

Almanya'da Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Hans-Georg Maassen’in görevinden alınarak İçişleri Bakanlığı'nda müsteşarlık görevine...
20.09.2018
ingiltere polis

İngiltere’de Camiden Çıkan Cemaate Saldırı: 3 Yaralı

İngiltere'de bir kişi camiden çıkan cemaatin üzerine aracını sürdü. Polis 3 kişinin yaralandığı olayla ilgili soruşturma başlattı. 
20.09.2018
Geert Wilders islami ifadeler

Irkçı Wilders’tan “İslami İfadeler Yasaklansın” Teklifi

PVV lideri Wilders, Hollanda'da İslami ifadelerin yasaklanması için yasa tasarısı önergesi sundu.
20.09.2018
Almanya uyum

Almanya’da Uyum Barometresi 2018’in Sonuçları Açıklandı

Alman Vakıfları Uyum ve Göç Bilirkişi Konseyi, "Almanya'da sığınmacılar ve göçmen kökenlilerin ülkeye uyumu" konusundaki araştırmasının...
19.09.2018
Belçika islami okul tartışması

“Belçika’da ‘İslami Okul’ Tartışması Seçim Malzemesine Dönüştürüldü”

Belçika İslam Federasyonu'nun (BİF) Genk'te tarihi bir binayı satın almak için teklif götürmesi "İslami Okul" tartışmalarına neden oldu. T...
19.09.2018