Gündem

Krizin Ardından Yeni Hollanda Hükûmeti

Hollanda'da Rutte hükûmeti
12.10.2017

15 Mart’tan bu yana hükûmetin kurulamadığı Hollanda 4 partili koalisyonda uzlaştı. Ülkedeki Müslümanlara göre ise hükûmet programı pek de sevindirici değil.

15 Mart’tan bu yana, yaklaşık 7 aydır hükûmetin kurulamadığı Hollanda’da Özgürlük ve Demokrasi İçin Halk Partisi (VVD), Hristiyan Demokratlar Birliği (CDA), Demokrat 66 (D66) ve Hristiyan Birlik Partisi (CU) sonunda koalisyon konusunda uzlaştı. Rutte III olarak adlandırılan yeni sağ ittifakında köklü yeniliklerin yapılması ön görülüyor. Yeni kurulacak 4 partili hükûmet, 150 sandalyeli Meclis’te 76 vekille temsil edilecek.

Ortak basın toplantısıyla açıklanan koalisyon protokolünde büyük merakla beklenen kısım, kuşkusuz Geert Wilders’ın ısrarcı propagandası sebebiyle sürekli gündemde kalan göç politikasıydı. 2006’dan bu yana, başında bulunduğu Özgürlük Partisi (PVV) ile göçmen ve Müslüman karşıtı söylemleri öne çıkaran Wilders, Mart Seçimleri’nde oyların %13.1’ini alarak 20 vekille Meclis’e girmeye hak kazanmıştı.

Göçmen Kotası Yok

“Geleceğe Güvenmek” sloganıyla sunulan koalisyon programında ulusal kimliğe özel bir vurgu yer almasına karşın Hollanda’ya gelen göçmenler hakkında bir kota veya engelleme uygulaması yer almıyor. Dahası yeni hükûmet, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin belirlediği mülteci yeniden yerleştirme programındaki payını 500’den 750’ye çıkarmayı taahhüt ediyor.

Koalisyon programında göçmenlerin ülke içi statüleri konusunda bazı değişiklikler ön görülüyor. Buna göre, mültecilerin oturma izni 5 yıldan 3 yıla düşürülecek. Süresiz oturma izni, gerektiği hâllerde 2 yıl uzatıldıktan sonra verilecek. Oturma izni alamayan mülteciler en kısa zamanda sınır dışı edilecek.

Terörle Mücadele

Programın siyasi açıdan “sağa kayma” olarak yorumlanmasına sebep olan noktalardan biri de terörle mücadele tedbirlerinde oldukça yoğun önerilere sahip olması. Programa göre yeni hükûmetin terörle mücadeleye yıllık 13 milyon Avro ek bütçe ayırması bekleniyor. Ayrıca Hollanda’nın, AB nezdinde “cihatçılık”a yönelik daha sert tedbirler alması gerektiği vurgulanıyor.

Programın bir kısmında Türkiye hakkında ifadeler de yer aldı. “Ülkedeki hukuk devleti ve insan haklarının durumu göz önüne alındığında Türkiye’nin AB üyelik perspektifine sahip olmadığı” belirtildi.

Müslümanlar Yeni Hükûmet Hakkında Ne Düşünüyor?

Hükûmet programına ülkede yaşayan Müslümanların yorumları ise farklı.Hollanda İslam Konseyi (CMO) Başkanı Raşit Bal’a göre koalisyon pazarlıklarının bu kadar uzun sürmesi Hollanda için oldukça yeni. Ortaya çıkan hükûmet programının „tutarsız“ olduğunu söyleyen Bal, Müslümanların hükûmet protokolünde yer almadığından bahsediyor: „Ne uyumdan, ne asimile olmadan, ne radikallikten, ne İslam’dan hiç bahsedilmiyor. Buna karşın, yeni hükûmetin büyük ortaklarından olan Hristiyan Demokratlar (CDA) pazarlıklar sürerken, Müslümanlara yönelik oldukça dışlayıcı bir söylemle öne çıktı. Sanki bu söylem hükûmetin genel politikasını yansıtacak gibi.“

Hollanda İslam Konseyi Temsilcisi (CMO) Ömer Karaca’ya göre yeni hükûmetin ancak 200 günün ardından kurulabilmesi bile Hollanda siyasetinin çok ayrıştığını gösteriyor. Karaca’ya göre yeni yasama döneminde dikkat çeken şeylerden biri, entegrasyon politikalarının başarısız olduğu kanaatine varan siyasi partilerin, yeni dönemde okullarda Hollanda’nın ulusal marşına dair dersleri hayata geçirmek istemeleri.

Karaca hükûmet programında eksikliklerin de olduğu görüşünde: “Hollanda’da yabancılara karşı polis tarafından uygulanan ayrımcılık ve ırkçı fişlemeler (racial profiling) ciddi boyutlara ulaşmış olsa da ne yazık ki hükûmet programında ne bu soruna, ne de aşırı sağcı şiddet eylemlerine dair herhangi bir madde bulunmuyor.”

Yeni Hükûmet Kırılgan

Hollanda İslam Federasyonu Gençlik Teşkilatı Sekreteri Doğukan Ergin’e göre Hollanda siyasi tarihinde ilk defa dört partili bir koalisyon kurulması, hükûmetin ömrünün ne kadar uzun olacağı tartışmalarını da beraberinde getiriyor: “Geçmişteki hükûmet programlarında ortak bir vizyon gözlemliyorduk. Partiler temalar üzerinden istişare edip ortaya her partinin savunabileceği bir sonuç çıkarırlardı. Mevcut protokolde bu yok. Daha çok, mutabakat aranmayıp, bazı konular paylaşılarak masadaki partilerin aşırı rahatsız olmayacağı sonuçlara varılmış. Sürdürülebilirlik konusunda D66 söylemi, kimlik konularında CDA ve CU, ekonomi politikalarında ise VVD’nın söylemleri hükûmet programında. Bu durum koalisyonun ömrü konusunda tartışmalara yol açıyor. Öte yandan Rutte kriz siyasetçisi olarak önceki hükûmetlerdeki fikir farklılığından doğan ihtilafları çok güzel çözmüş; bu konuda engin tecrübeye sahip birisi. Şahsi görüşüm hükûmetin dört yıllık süreci dolduracağı, lakin hassas konularda zorlanacağı yönünde.”

“Aşırı Sağ Güç Kazansa da Koalisyonlardan Dışlanıyor”

Hollanda İslam Federasyonu Basın Yayın Başkanı Ercan Kuzu’ya göre ise yeni koalisyon hükûmetinin Hollanda’daki Müslümanlara yaklaşımının nasıl olacağı sorusunun cevabını vermek için henüz çok erken: “Hâlihazırda genelde Avrupa’nın, özelde Hollanda’nın içinde bulunduğu siyasi ve sosyal iklim, maalesef İslam karşıtlığının neredeyse her alanda karşımıza çıktığı bir iklim. Aşırı sağ partilerin yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığı söylemleri ile daha çok oy devşirebildiği günlerden geçiyoruz. Bu durum, görece daha dengeli siyaset güden merkez sağ ve merkez sol partilerde erozyona neden oluyor; siyasi söylemler de önceye göre keskinleşiyor.”

Kuzu tüm bunlara rağmen umutlu olmak için yeterince sebep olduğunu düşünüyor: “İslam karşıtı ve yabancı düşmanı söylemlere sahip aşırı sağ partilerin merkez partiler tarafından koalisyonlardan dışlanması, bu aşırı söylemlerin ‘hükûmet eder hâle gelmesine’ en azından bir seçim dönemi için engel oluyor. Biz yeni hükûmetin son yıllarda yükselen ayrımcılık, İslam karşıtlığı ve yabancı düşmanlığı rüzgarlarını hafifletecek, dengeli, tüm kesimleri kuşatan bir siyaset üretmesini ümit ediyoruz.”

 

 

Yorum yazın

İsim

E-Posta (E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır)

Bu yazıya dair yorumunuz...

Diğer Gündem Yazıları
Fransa güvenlik olağanüstü hâl

Fransa: Daha Fazla Güvenlik, Daha Az Özgürlük

Fransa'da olağanüstü hâlde geçerli olan istisnai düzenlemeler yasalaştı. Yeni yasanın en çok camileri etkileyeceği tahmin ediliyor.
20.10.2017
Müslümanların ayrımcılığa uğradığı iddiası

“Müslümanların Entegre Olmadığı İddiası Komik”

Avrupa’da yaşayan Müslümanlar, sistematik bir şekilde ayrımcılığa uğradıklarını düşünmelerine rağmen Avrupalı kurumlara yüksek ora...
19.10.2017
AGİT İslam düşmanlığı toplantısı

AGİT İslam Düşmanlığından Kaygı Duyanları Bir Araya Getirdi

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR) “Müslümanlara Karşı Toleranssız...
19.10.2017
Sri Lankalı mültecinin ölümü İsviçre

Sri Lankalı Mültecinin Öldürülmesinde Kasıt Şüphesi Araştırılıyor

Ekim başında İsviçre'de bir göçmen merkezinde çıkan kavgaya müdahale eden polis ekiplerinin açtığı ateşte Sri Lankalı bir mülteci haya...
19.10.2017
İsviçre'de Müslüman mezarlığı

İsviçre’de Müslüman Mezarlarına Saldırı

İsviçre’nin Lozan şehrinde Müslüman mezarları tahrip edilip İslam karşıtı sloganlar yazıldı. Vaud kantonu saldırının takipçisi olaca...
18.10.2017
mafyanın elinde bir göçmen merkezi

Mafyanın Elinde Bir Göçmen Merkezi: Capo Rizzuto

İtalya'nın Calabria şehrinde bulunan göçmen merkezinde yürütülen soruşturmayla ortaya çıkan skandal, göçmen merkezlerinin güvenliği tar...
18.10.2017
Avrupa mülteciler

Avrupa Değerleri Sorgulanırken: Mültecilerin Yeniden Yerleştirilmesi

Mültecilerin yeniden yerleştirilmesi (resettlement) son zamanlarda hem Avrupa'da hem dünyada yoğun şekilde tartışılıyor. Uluslararası koruma...
17.10.2017
Aşağı Saksonya

Aşağı Saksonya Seçimleri ve Devlet Anlaşması

Aşağı Saksonya Eyalet Seçimleri dün düzenlendi. Müslümanların yeni meclisten ilk beklentisi, askıdaki Devlet Anlaşması'nın onaylanması.
16.10.2017