Gündem

Müslümanlar’ın Entegrasyonunda “Çözülmesi Gerekenler”

01.09.2017

Birleşik Krallık’ta temmuz ayında yayımlanan “Kayıp Müslümanlar” raporu, entegrasyonu yalnızca Müslümanların bir görevi olarak görüyor. Bu tek taraflı bakış hem eksik, hem de sorumluluktan kaçma anlamına geliyor.

Birleşik Krallık’ta İslam, Katılım ve Kamusal Yaşam Komisyonu’nun (İng. “Citizens Commission on Islam, Participation & Public Life”) bulguları temmuz ayında yayımlandı.[1] Komisyon raporunun yayımlanmasının ardından Birleşik Krallık’taki Müslümanların entegrasyon konusu kamusal ve siyasi tartışmalarda yeniden gündeme geldi. “Kayıp Müslümanlar: İngiltereli Müslümanların Potansiyelinin Hepimizin Yararına Ortaya Çıkarılması”[2] başlıklı raporda 18 aylık bir araştırma sürecinin sonuçları yer alıyor. Bu süre boyunca, Muhafazakâr Parti Meclis Üyesi Dominic Grieve öncülüğündeki komisyon üyeleri Birleşik Krallık’taki birçok şehir ve kasabayı gezerek, toplantılar düzenledi. Bu toplantılarda 500 saati aşkın bir süre zarfında, 21. yüzyılda Birleşik Krallık’ta Müslüman olmanın ne anlama geldiğine dair katılımcıların beyanları dinlendi. Ben de bu araştırmanın bir parçası olarak, Birmingham’da düzenlenen bir toplantıda yazılı ve sözlü ifadelerde bulundum.[3] İfadelerimde, özellikle sokak düzeyinde İslamofobik nefret suçlarına maruz kalan kurbanların yaşadıkları ve Birleşik Krallık’taki “truva atı” skandalına vurgu yaptım. Birleşik Krallık’taki “truva atı skandalı” 2014 yılının mart ayında, aşırıcı Müslümanların birden fazla devlet okulunu ele geçirmeyi planladıklarının iddia edilmesiyle literatüre geçmişti.[4] Çok değil yalnızca birkaç ay önce, hükûmet bu çılgın öfke seline karıştığı iddia edilen öğretmenlerin meslekten atılmaları yönünde iki yıldır süren çabalarına son verdi.[5] Gerekçe olarak da bu iddiaların mesnetsiz olduğunu ileri sürdü.[6]

Bir yandan, İngiltereli Müslümanların “sanıldığından daha çok çeşitliliğe sahip olduğunu” -şaşırtıcı bir şekilde- kabul eden “Kayıp Müslümanlar” raporu, “uygulanabilir ve eyleme geçirilebilir on sekiz adet öneri”nin de altını çiziyordu. Her ne kadar sivil toplum, yerel ve ulusal yönetimlere hitap ediyor gibi görünse de, bu öneriler aslında cemaatleri ve inanç kurumlarını, yani Müslümanların bizzat kendilerini harekete geçirmeye yönelikti.

Söz konusu rapordaki kimi öneri maddelerinin doğru ve zaman açısından uygun olduğunu belirtmek gerek. Örneğin, İngiltere hükûmetinin terörle mücadele programı olan “Prevent” programının tarafsız bir şekilde yeniden gözden geçirilmesi ve İslamofobi’ye bir “çalışma tanımı” kazandırılması gibi çağrıların üzerinden hayli zaman geçti. Diğer maddeler ise eskiden beri dile getirilen ancak çok da etkili olmayan önerileri kapsıyordu. Bunların arasında, medya kuruluşlarının İslam ve Müslümanlar hakkındaki yayınlarında, daha dengeli ve hassas haberler yapmaları yönünde öneriler bulunuyordu. Başka bir madde ise, camilerin İngiltere doğumlu, İngiliz kültürünü ve hükûmet tarafından belirlenen –tartışmalı- İngiliz değerlerini daha iyi bilen imamları işe alması gerektiğini öneriyordu.

Raporun önemli bir kısmı için söylenebilecek bir şey yok, ancak az da olsa sorunlu olan şey, altta verilmek istenen mesajın kendisi. Pek çok farklı kamuoyu yoklamasının sonucuna dayanan raporun vardığı çıkarım şu: “İngilizlerin pek çoğu, Müslümanların entegre olmadıklarını, hatta daha da kötüsü, entegre olmak istemediklerini düşündüğünden, Müslümanların daha fazla entegre olmaları gerekiyor.” Diğer bir deyişle, verilmek istenen mesaja göre, Müslümanların yalnızca entegrasyona yönelik daha fazla çaba göstermeleri istenmiyor; aynı zamanda entegrasyon yükünün yalnızca Müslümanlar tarafından taşınması bekleniyor. Dolayısıyla, söz konusu öneri maddelerinin Müslüman cemaatler ve inanç kurumlarınca eyleme geçirilmesi vurgulanıyor. Komisyonun raporu aslında her ne kadar, İngiltereli Müslümanlardan çok İngiltere hakkında fikir bildiriyor olsa da, komisyon raporu sivil toplum ve yaşama daha fazla katılımı şiddetle tavsiye etmekle kalmıyor; bunun yanı sıra İngiltere’deki Müslümanlar ve İslam hakkındaki kamusal ve siyasi söylemlerde sıkça görüldüğü üzere, bir kez daha mevcut durumu “çözülmesi gereken bir sorun” olarak ortaya koyuyor.

Bu “sorun”un ne olduğu ise tam olarak belli değil, zira İngiltereli Müslümanlar ülke genelinde zaten iyi bir şekilde entegre olmuş durumdalar. Müslümanların bu yıl gerçekleşen genel seçimlerde mecliste şimdiye kadarki en yüksek sandalye sayısına[7] ulaşmalarına katkıda bulunan, başörtülü sunucu Fatima Manji’den[8] tutun da, “The Great British Bake-off” adlı İngiliz yemek yarışında birinci olan Nadiya Hussain’e kadar[9], Müslümanlar İngiltere’nin günlük yaşamının her alanında görünür şekilde aktifler. İngiltere Müslüman Konseyi’nin araştırma sonuçlarının da gösterdiği gibi, temel endeksler Müslümanların ezici bir çoğunluğunun topluma zaten entegre olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin, İngiltereli Müslümanların yarısından fazlasının İngiltere dışında doğmuş olmasına rağmen, Müslümanların yüzde 73’ü, ulusal kimliklerinin “İngiliz” olduğunu belirtirken, yalnızca yüzde 6’sı İngilizce konuşmakta zorlanıyor.[10]

Bu veriler algı ile gerçek arasındaki uyumsuzluğu da ortaya koyuyor. Geçen sene bir meclis komisyonunun da belirttiği gibi, daha fazla entegrasyona ulaşan yolda çözülmesi gereken temel sorun, hükûmetin Müslümanların hâlâ maruz kaldığı orantısız ekonomik eşitsizlikleri gidermesidir. Söz konusu meclis komisyonunun “İngiltere’deki Müslümanlar İçin İstihdam Olanakları” başlıklı raporu, genel nüfus ile kıyaslandığında, en yüksek işsizlik oranlarının Müslüman gruplarda olduğunu ortaya koymuştur. Entegrasyonu, terörle mücadeleye veya Müslümanlara ve İslam’a atfedilen pek çok farklı “sorun”a bağlayan hükûmeti eleştiren bu komisyon, hükûmete Müslümanların ekonomik sorunlarının üstesinden gelmelerine yardımcı olacak spesifik bir politika geliştirmesi çağrısında bulunmuştur.

Bahsi geçen her iki rapor arasında dağlar kadar fark var. “Kayıp Müslümanlar” adlı rapor bu görev ve sorumluluğu yalnızca Müslümanlara yüklerken, İslam ve Müslümanların özünde “çözülmesi” gereken bir “sorun” olduğu görüşüne karşı çıkılması ve bunun değiştirilmesi gerekiyor. “Sorun” şayet entegrasyon ise, öyleyse bunun yalnızca tek taraflı bir süreç olmadığını kabul etmenin vakti geldi. “Daha fazla entegrasyonun” ne olduğu ve buna nasıl ulaşılabileceği sorusunun muhatabı İngiltere’deki tek bir grup olamaz. “Kayıp Müslümanlar” raporunun iddia ettiği gibi, daha fazla entegrasyon, İngiltere’nin Müslüman gruplarında mevcut olan ve gerçekleştirilmesi “herkesin yararına olacak” önemli toplumsal, ekonomik ve kültürel potansiyellerin önü açıldığında gerçekleşebilecektir. Herkesin yararına olmasını istiyorsak, gayet belirgin olmalarına rağmen, birilerinin ısrarla “kayıp” demeye devam ettiği tek bir grup yerine herkesi bu sürece dâhil etmemiz gerekiyor.

[1] http://www.citizensuk.org/missing_muslims
[2] https://d3n8a8pro7vhmx.cloudfront.net/newcitizens/pages/1261/attachments/original/1499106471/Missing_Muslims_Report_-_Electronic_copy.pdf?14996471
[3] https://wallscometumblingdown.wordpress.com/policy-briefs-reports/
[4] http://discoversociety.org/2014/07/01/operation-trojan-horse-how-a-hoax-problematised-muslims-and-islam/
[5] https://www.theguardian.com/education/2017/jul/28/trojan-horse-affair-remaining-disciplinary-proceedings-dropped-teachers-birmingham-schools
[6]Truva atı skandalına dair bkz: Perspektif Nisan 2014. http://www.perspektif.eu/2015/04/01/truva-ati-operasyonu-telafi-edilebilecek-mi/
[7] http://5pillarsuk.com/2017/06/10/who-are-the-muslim-mps/
[8] https://www.channel4.com/news/by/fatima-manji
[9] https://www.theguardian.com/tv-and-radio/2015/oct/12/bake-off-winner-nadiya-hussain-muslims-britain
[10] http://www.mcb.org.uk/wp-content/uploads/2015/02/MCBCensusReport_2015.pdf

©Shutterstock.com/John Gomez

Yorum yazın

İsim

E-Posta (E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır)

Bu yazıya dair yorumunuz...

Diğer Gündem Yazıları
Almanya ayrımcılık

Almanya | Irkçı Saldırılar Karşısında Ne Yapmalıyım?

Irkçı şiddet toplumlar için büyük bir tehlike. Almanya’daki katı yasal düzenlemelere rağmen Müslümanlar ırkçı şiddete maruz kalabiliy...
22.06.2018
almanya ırkçılık karşıtı gösteri

Almanya | Berlin’de Irkçılık Karşıtı Gösteri Düzenlendi

Almanya'nın başkenti Berlin'de Spandau İslam Toplumu ve Spandau Protestan Kilisesi, ırkçılığı protesto etmek amacıyla gösteri düzenledi.
22.06.2018
Türkiye insani yardım

Türkiye Geçen Yıl En Çok İnsani Yardım Yapan Ülke Oldu

Küresel İnsani Yardım 2018 Raporu'na göre, Türkiye geçen yıl en çok insani yardım yapan ülke oldu. Açıklanan rapora göre en çok yardım a...
22.06.2018
Kapıkule gurbetçi geçişleri

Avrupa Ülkelerinde Yaşayan Türklerin Memleket Yolculuğu Başladı

Yaşadıkları ülkelerden tatillerini Türkiye'de geçirmek üzere yola çıkan gurbetçiler, Kapıkule Gümrük Kapısı'ndan yurda giriş yapıyo...
22.06.2018
Fransa- italya

İtalya İle Fransa Arasında “Sığınmacı Tartışması” Büyüyor

İtalya ile Fransa arasında geçen hafta başlayan "sığınmacı tartışması", bugünkü açıklamaların ardından tekrar alevlenerek iki ülke a...
22.06.2018
Macron Trump'ın kararnamesi

Fransa | Macron: Sığınmacı Sorunu İnsani Ve Etkili Bir Yöntemle Çözülmeli

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, ABD Başkanı Trump'ın göçmen çocuklarının ebeveynlerinden ayrılmasını engelleyecek başkanlık kararnamesini i...
21.06.2018
Avusturya gösteri

Avusturya | Dünya Mülteciler Günü’nde Hükümet Karşıtı Gösteri

Avusturya'nın başkenti Viyana'da 5 binin üzerinde gösterici hükümetin mülteci politikalarını protesto etti.
21.06.2018
NSU davası

Almanya | Baş Sanığın Avukatı: NSU Hukuki Anlamda Terör Örgütü Değil

Almanya’da devam eden NSU davasındaki baş sanık Beate Zschaepe'nin avukatlarından Anja Sturm, NSU’nun hukuki anlamda terör örgütü olmadığın...
21.06.2018