Gündem

Türkiye Kökenlilerin Eğitim Durumu

31.08.2017

Göçmen kökenlilerin eğitim başarısı zamanla artmış olsa da, hâlâ Hollandalıların gerisinde. Göçmen kökenli gençlerin eğitim alanındaki başarısında; ailenin eğitim seviyesi, çocukların gittiği okul ve ülkedeki eğitim sistemi büyük rol oynuyor.

Eğitim, bireylerin toplumsal konumu ve istihdam olanakları üzerinde etkili olan en önemli faktördür. Göçmen kökenlilerin toplumdaki konumu ve istihdam olanakları da büyük ölçüde eğitim ile belirlenir. 25 senedir Avrupa’daki göçmen kökenlilerin eğitim kariyerini inceleyen Amsterdam Üniversitesi’nden (Vrije Universiteit Amsterdam) araştırmacı Maurice Crul şu ifadelerde bulunuyor: “Yedi Avrupa ülkesinde ikinci nesil Türkiye kökenli gençler üzerinde yaptığımız araştırma ilginç bulgular ortaya koyuyor. Bütün grubun topluma uyumunu asıl sağlayacak olanlar, aralarında yükseköğrenim görenlerdir.” Yükseköğrenim gören ikinci neslin birinci nesle kıyasla birçok konuda daha ileri görüşlü olduğunu ve asıl bu kesimin kültürel değişikliği sağlayacağını söyleyen Crul, Temmuz ayında Göç Araştırmaları Vakfı’na verdiği röportajda; eğitimin, eğitim düzeyi düşük ailelerden gelen gençler için yükselmenin anahtarı olduğunu da söyleyerek eğitimin önemine değiniyor. Crul, Hollanda Çalışma Bakanı Lodewijk Asscher’in, göçmenlerin Hollanda değer yargılarını kabul ettiklerine dair bir beyanname imzalamasını öngören bir uygulamaya imza atarak entegrasyonu dayatmak yerine, uyumu kendiliğinden sağlayacak olan etkenlere yatırım yapılmasını savunarak günümüzdeki entegrasyon politikalarına da farklı bir perspektif sunuyor. Bu etkenlerin başında eğitim alanında sunulan fırsatlar geliyor. Eğitim politikalarının ve eğitim sisteminin göçmen kökenlilerin okul başarısı üzerindeki etkisine değinmeden önce, son yayınlanan araştırmalar temel alınarak göçmen kökenlilerin eğitim alanındaki başarısını ortaya koymakta fayda var.

90’lı Yıllardan Bugüne: Göçmen KökenlilerinEğitim Başarısı

Hollanda Sosyal Kültürel Plan Bürosu (SCP), 2016 yılının Aralık ayında yayınladığı entegrasyon raporunda, başta eğitim olmak üzere 8 farklı alan üzerinden Batılı olmayan ülkelerden gelen göçmen kökenlilerin (Türkiye, Fas, Surinam ve Hollanda Antilleri) entegrasyonunu değerlendirdi. Göçmen kökenli gençlerin eğitim kariyerlerini gözler önüne sermek için ilkokul, ortaokul/lise ve yükseköğrenim alanlarındaki başarılarına bakan SCP, genel olarak göçmen kökenli öğrencilerin zamanla başarılarını artırdığı sonucuna vardı. Ancak bu durum eğitim alanında hâlâ bazı sıkıntıların yaşanmadığı anlamına gelmiyor. Göçmen kökenlilerin eğitim başarısı hâlâ Hollandalıların gerisinde ve sorunlar göçmen grubuna göre farklılık gösterebiliyor.

Örneğin 1998 ve 2014 yılları arasında ilkokulda dil dersindeki başarı puanını göçmen kökenliler artırırken, Türkiye kökenlilerin diğer göçmen kökenlilere kıyasla 2013/2014 yıllarında gerilediği görülüyor. İlkokulda matematik alanında en başarılı göçmen grubu ise Fas kökenliler. Türkiye kökenli ilkokul öğrencileri Fas kökenliler kadar olmasa da zaman içerisinde başarılarını artırdı. Hollanda’da ilkokul son sınıfta, lisede farklı seviyelere yönlendirilmek üzere öğrencilerin tabi tutulduğu “Cito” sınavında da göçmen kökenliler zamanla başarılarını artırdı. En yüksek başarı puanına Surinam kökenliler sahip. İkinci sırada Fas kökenliler, üçüncü sırada ise Türkiye kökenliler yer alıyor. Türkiye kökenli öğrencilerin başarısının 2010/2011 yılına kadar arttığı, sonraki dönemde ise düşmeye başladığı gözlemleniyor.

Ortaokul ve lise dönemlerinde ise göçmen kökenlilerin genelde meslek okuluna hazırlık olan VMBO bölümünde devam ettikleri ve seviye olarak daha yüksek olan meslek yüksekokul ile üniversiteye hazırlık bölümlerine (HAVO ve VWO) katılımlarının Hollandalılara kıyasla az olduğu görülüyor. Bu bölümlere katılım oranı yüzde 10’u bulmayan bir oranla en düşük Türkiye kökenlilerde. Hollandalılarda bu oran ise yüzde 25 civarında. Liseyi bitirme sınavındaki başarı oranına baktığımız zaman ise, göçmen gruplar arasında liseyi başarıyla tamamlayanların oranının bütün bölümlerde en düşük Türkiye kökenlilerde olduğu görülüyor.

Türkiye Kökenlilerin Yükseköğrenime Katılımı İkiye Katlandı

Olumlu gelişmeler arasında, doksanlı yıllardan bu yana göçmen kökenlilerin yükseköğrenime katılımlarının büyük oranda arttığı bulgusu var. Maurice Crul de röportajında Türkiye kökenlilerin yükseköğrenime katılımlarının son on sene içerisinde ikiye katlandığını ifade ediyor. Hatta 2016 yılının kasım ayında Hollanda İstatistik Merkez Bürosu’nun (CBS) yayınladığı entegrasyon raporuna göre, 2003-2016 yılları arasında yükseköğrenime katılım konusunda Türkiye kökenliler (yüzde 12 artış) Hollandalılara ve diğer göçmen gruplara (ortalama yüzde 4 artış) kıyasla en fazla artışı gösteren gruptur. 2003/04 eğitim yılında yükseköğrenim gören Türkiye kökenli genç sayısı yüzde 27 iken, 2015/16’da bu oran yüzde 39’a yükselmiş durumda. Nesiller arası da artış var. Birinci neslin yüzde 14’ü, ikinci neslin ise yüzde 27’i yükseköğrenim mezunu.

Ancak göçmen kökenliler, zamanla yükseköğrenime katılımlarını artırmış olsalar da, eğitim kariyerlerini başarıyla tamamlama konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Eğitimini yarıda bırakanların oranı göçmen kökenlilerde zamanla azalmış olsa da Hollandalılardan hâlâ daha yüksek. SCP’ye göre 1995’te meslek yüksekokulunda eğitimini 5 senede tamamlayabilen Türkiye kökenlilerin oranı yüzde 38, Hollandalıların ise yüzde 61’di. Bu oran 2008’e gelindiğinde Türkiye kökenlilerde yüzde 31, Hollandalılarda ise yüzde 54’tü; yani aradaki farkın azalmadığı görülüyor. Meslek yüksekokulundaki (HBO) göçmen kökenlilere karşın üniversitede (WO) eğitim gören göçmen kökenlilerin başarı oranı daha yüksek. Özellikle Türkiye kökenlilerin eğitimlerini başarıyla tamamlama oranı, Hollandalılarınkine yaklaşmış durumda. 2002’de 4 sene içinde üniversite eğitimini başarıyla tamamlayan Türkiye kökenlilerin oranı yüzde 28’di. Bu oran 2009’da yüzde 23 artarak, yüzde 51’e yükseldi. Hollandalılar dâhil diğer gruplarda artış oranı daha düşüktü.

Eğitim Başarısının Önündeki Engeller

Göçmen kökenlilerin zamanla başarılarını artırmış olmasına rağmen hâlâ Hollandalıların gerisinde olması ve eğitimin farklı alanlarında sıkıntı yaşamalarının bazı sebepleri var. Bunların başında ailenin düşük eğitim seviyesi geliyor. Birçok sosyolojik araştırmanın da ortaya koyduğu üzere ebeveynlerin eğitim seviyesi, çocukların okul başarısı üzerindeki en büyük etkendir. Yükseköğrenim görmüş ebeveynler; sahip oldukları sosyal, ekonomik ve kültürel sermayeden dolayı çocuklarını eğitimde desteklemek için daha fazla araç ve imkâna sahip. Hollandalı araştırmacı Marilse Eerkens, son yazısında ebeveynlerin eğitim seviyesinin çocukların zeka gelişiminde belirleyici olduğunu farklı açılardan açıklıyor. Ebeveynlerin dil hâkimiyeti de çocukların eğitim başarısını etkiliyor.

SCP’ye göre bir çocuğun gittiği okul da eğitim başarısını kısmen etkiliyor. Buna göre sosyo-ekonomik açıdan düşük pozisyonda olan ailelerden gelen çocukların çoğunlukta olduğu okullarda, öğretmenler öğrencilerden beklentilerini düşük tutuyor. Bu tutumun, öğrencilerin okul başarısını düşürdüğünü birçok araştırma ortaya koyuyor. Bu olgu “Pygmalion etkisi” olarak da adlandırılıyor. Öğretmen kanaatinin eğitim kariyeri üzerindeki etkisi, göçmen kökenli öğrencilerin dil hakimiyetlerinin zayıf olmasından dolayı kapasitelerine rağmen düşük seviyeli okullara gönderilmesiyle de kendini gösteriyor.

Öğrencinin okul başarısını etkileyen bir diğer faktör ise “peergroupeffect”. Bu olguya göre yükseköğrenim görmüş ailelerden gelen çocukların, dezavantajlı sınıf arkadaşları üzerinde olumlu etkisi var. Fakat bir okulda eğitim düzeyi düşük ailelerden gelen çocukların çoğunlukta olması durumunda, dezavantajlı öğrencilerin böyle bir imkândan yararlanma olasılığı da düşüyor. Göçmen kökenli öğrencilerin okul ve öğretmenler tarafından daha fazla desteğe ve yönlendirmeye ihtiyaçları oluyor. İçerisinde bulundukları dezavantajlı durumu dengeleyebilecek araçlardan biri de sosyal ağ, fakat göçmen kökenliler gerekli sosyal ağı kurmakta da zorluk çekiyor.

Aslında göçmen kökenli ilkokul öğrencileri, özellikle Türkiye ve Fas kökenliler, eğitimde kendilerinden beklenenden çok daha başarılı bir performans sergiliyor. SCP, istatistik analiz sonucunda bu çarpıcı bulguyu ortaya koyuyor. Zira bütün öğrencilerin ailevi ve okul şartları istatistiksel olarak eşitlendiğinde, Hollandalı ve göçmen kökenli öğrencilerin eğitim başarısı arasında fark kalmıyor. Hatta Türkiye ve Fas kökenli öğrencilerin bazı alanlarda Hollandalılardan daha başarılı hâle geldikleri dahi görülüyor. Bu da onların içerisinde bulundukları şartlara kıyasla çok daha iyi bir performans sergilediklerini ortaya koyuyor.

Hollanda Eğitim Sistemi

Göçmen kökenlilerin eğitim durumunu belirleyen faktörlerden biri de ülkedeki eğitim sistemi. Farklı ülkelerin eğitim sistemini ve bunun göçmen kökenliler üzerindeki etkisini araştıran Maurice Crul, eğitime erken yaşta başlamalarının göçmen kökenlilerin eğitim başarısına olumlu etki ettiğini söylüyor. Göçmen kökenli öğrenciler erken yaşta okula başlayarak Felemenkçeyi daha iyi öğrenebilir. Bir diğer nokta ise ilkokul öğrencilerinin kaç yaşında seviyelere ayrılarak farklı okullara gönderildiği. Göçmen çocukların geç yaşta farklı seviyelere ayrılması, nihai eğitim durumlarını olumlu etkiliyor. Zira böylece göçmen kökenli çocuklara, dezavantajlı durumlarını toparlamaları için daha fazla süre tanınmış oluyor.

Crul’e göre Hollanda’da çocuklar okula geç yaşta başlıyor (4 yaşında) ve erken yaşta (12 yaşında) farklı seviyelere ayrılıyor. Ancak bunun oluşturduğu dezavantajlı durum, Hollanda eğitim sisteminde sunulan ikinci fırsatlarla kısmen telafi edilebiliyor. Hollanda’da öğrenciler, eğitim süresi boyunca eğitim seviyelerini yükseltebiliyorlar. Böylece ilkokulun son sınıfında yapılan sınavda başarı puanının düşük olması sebebiyle eğitim seviyesi düşük okullara gönderilen göçmen kökenli öğrencilere seviyelerini yükseltebilmeleri için ikinci bir fırsat verilmiş oluyor.

Araştırmacıya göre, bu imkân göçmen kökenlilerin eğitim seviyelerini yükseltebilmeleri için önemli bir faktör. SCP’nin raporunda da bu imkânın özellikle göçmen kökenliler tarafından sıklıkla kullanıldığı görülüyor. 2014’te meslek yüksekokuluna (HBO) başlayan ikinci nesil göçmen kökenlilerin yarısı meslek okulundan (MBO) gelmişti. Bu oran 90’lı yıllarda yüzde 25 civarındaydı. 2014’te bu oran Hollandalılar için yüzde 30 civarındaydı. Eğitim sisteminin göçmen kökenlilerin başarısı üzerindeki etkisini değerlendiren Crul’e göre Hollanda eğitim sistemi; Almanya eğitim sistemiyle kıyaslandığında daha iyi, fakat İsveç ile kıyaslandığında daha kötü.

Eğitimde Fırsat Eşitliği

Göçmen çocukların dezavantajlı bir durumlarının eğitim başarısı üzerindeki olumsuz etkisi, bazı soruları sormamıza yol açıyor. Bunlardan biri Hollanda eğitiminde fırsat eşitliğinin ne derece sunulduğu. Unicef’in Haziran ayında yayınladığı “Çocuklar ve Zengin Ülkelerde Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri” isimli raporda; Hollanda eğitim sistemi, ailenin sosyo-ekonomik durumunun okul başarısını büyük oranda etkilemesinden dolayı eleştiriliyor. 29 ülkeden sadece 8’i, fırsat eşitliği konusunda Hollanda’dan daha kötü konumda. Araştırmacı Eerkens, dezavantajlı çocukların kapasitelerini geliştirebilmeleri için siyasette farkındalığın artmasından yana.

Sivil İnisiyatifler

Maurice Crul, sivil inisiyatiflerin önemine de dikkat çekiyor. Türk kuruluşların 90’lı yıllarda ortaokul ve lise öğrencileri için yüksekokul mezunu Türkiye kökenli rehber öğretmenleri görevlendirdiğini söyleyen Crul; bu projelerin, Türkiye kökenli ortaokul ve lise öğrencilerine büyük katkı sağladığını söylüyor. Bunun sebebi, rehber öğretmenlerin öğrenciler için rol model niteliği taşıması ve bu öğretmenlerin öğrencilere ebeveynlerin sağlamadığı desteği sağlaması. Göçmen kökenli bireylerin üzerine düşen sorumluluklar arasında ise ebeveynlerin bilinçlenmesi ve çocukları için mücadele etmek yer alıyor.

Yorum yazın

İsim

E-Posta (E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır)

Bu yazıya dair yorumunuz...

Diğer Gündem Yazıları

İzin Yolu ve Gümrük Kapılarındaki „Çöpçü Gurbetçi“ler

İzin dönemi bitti. Yaşadıkları ülkelere geri dönen Türkiye kökenliler açısından bu sene gümrük kapılarında yaşananlar ise uzun süre u...
01.09.2017

Müslümanlar’ın Entegrasyonunda “Çözülmesi Gerekenler”

Birleşik Krallık’ta temmuz ayında yayımlanan “Kayıp Müslümanlar” raporu, entegrasyonu yalnızca Müslümanların bir görevi olarak görüy...
01.09.2017

Bilimselliğe Takla Attıran İlişki: Sebastian Kurz ve Ednan Aslan

Avusturya’da temmuz ayında Prof. Ednan Aslan’ın, Uyum Bakanı Sebastian Kurz’un siparişi üzerine “İslami çocuk yuvaları” hakkında ha...
01.09.2017

İslamofobi Raporu Müslümanlara Yönelik Ayrımcılığı Gözler Önüne Seriyor

Hollanda’daki İslamofobi İzleme Projesi periyodik olarak ülkedeki İslamofobi ve ayrımcılık verilerini yayınlıyor. Son çalışmanın ana bu...
31.08.2017

Göçmen Kökenli Çocukların Eğitim Başarısı

Berlin’de temmuz ayında öğretmenlerin Alman okullarındaki çeşitlilikle ilgili düşüncelerini araştıran bir araştırma yayımlandı. Araşt...
31.08.2017

KRV Eyalet Hükûmetinin Yeni İslam Politikası: Şaşırtıcı ve Çelişkili

Kuzey Ren-Vestfalya’da CDU-FDP koalisyonu yeni entegrasyon ve İslam politikasını koalisyon sözleşmesiyle ortaya koydu. Üzerinde pek de düşün...
31.08.2017

Türkiye Kökenli Seçmen Kime Oy Verecek?

Almanya’da 24 Eylül’de gerçekleşecek Federal Seçimler öncesi Türkiye kökenli seçmenlerin oy tercihini hangi partilerden yana kullanacağı m...
31.08.2017

Müslüman Mahkûmlara De-Radikalleştirme Tedbirleri

Avrupa’daki hapishanelerde Müslüman mahkûmlara yönelik girişimler “radikallik” şüphesi etrafında şekilleniyor. Oysa radikallik, tek bir...
01.07.2017