Portre

Efsane Boksör: Muhammad Ali

01.07.2016

Efsane Boksör: Muhammad Ali Baptist bir aile ferdi olarak yetişen Cassius Clay İslam ile şereflendikten sonra Muhammad Ali ismini alarak günümüze kadar tüm insanlar tarafından saygı gören bir boksör ve insan hakları savunucusu oldu.

Muhammad Ali 17 Ocak 1942’de Cassius Marcellus Clay olarak ABD’nin Kentucky eyaletine bağlı olan Louisville şehrinde dünyaya gelir. Bu zamanlar özellikle ABD’nin güney doğusunda sınıf mücadelesi hâlâ sürmektedir. Fakir bir aileye mensup olan Clay genç yaşta sokak hayatına alışmış ve ileride kendisine dünyaca ün kazandıracak cesur ve korkusuz duruşunu sergilemiştir. Öyle ki 12 yaşında bir gün belki birisi ona bir dondurma alır veya patlamış mısır ısmarlar ümidi ile pazara gider. Eve dönmek isterken yeni olan kırmızı-beyaz bisikletini arar ve bulamaz. Çalındığını anlayan genç Clay yakınlardaki polis Joe Martin’e koşar ve ülke çapında arama ve soruşturma yapılmasını emredercesine hitap eder. Boş zamanında bir boks kulübü yöneten Martin, Clay’in bu azami hırsını hemen görür ve antrenmana başlatır. 20. yüzyılın en başarılı boksörünün ilk adımları da böyle başlar.

Çocukluk yıllarını bir bakımdan çok huzurla, bir bakımdan da hüzünle hatırlar Clay. Huzurlu kısmında aile hayatı vardır. Rudy isminde bir erkek kardeşi olan Clay, kardeşi ile olan bağlarının her daim sıkı ve sevgi dolu olduğunu aktarır. Hatta kavga ettiklerinin dahi çok nadir olduğunu vurgular.

Babası kilise binalarına dinî resimler yaparak geçimini temin eder. Clay’in ifadesine göre bu baba mesleği aralarında daha kabiliyetli olan kardeşine geçer; Clay ise kendisini tamamen yeni sevdası olan boksa adar. Babası ile birlikteliğini bir evlat-baba ilişkisinden ziyade samimi bir dostluk olarak niteler. Onu sürekli destekleyen ve motive eden babası onun ileriki yıllarda herkes tarafından bilinen özgüveninin mimarıdır. Clay’in annesi çok şefkatli, nazenin bir hanım efendi olarak bilinir. Haksızlığa asla meydan bırakmayan annesi insanları çekiştirmekten hoşlanmaz. Evlatlarına insanlar hakkında iyi düşünmeyi, sabırlı olmayı ve her şeyde hayrı aramayı nasihat eder.

Aile hayatında onurlu ve özgüveni yüksek bir genç olarak yetiştirilen Clay o zamanlar ABD’de siyahilere yapılan ikinci sınıf insan muamelesini algılamakta zorluk çekiyordu. Ne kendisinin, ne de kardeşinin bu tür zulümlere fazla maruz kalmamış olması bu anlayış zorluğunu daha da güçlendiriyordu. Çocukluğunda aslen Chicagolu olup Mississippi’de dehşet verici bir şekilde öldürülen siyahi çocuk Emmett Till’in cenazesinde çekilen ve tanınmaz hâlde olan fotoğrafını görür. Bu resimden çok etkilenir, 14 yaşında öldürülen bu çocuğu oynarken ve gülerken hayal eder, kendisini onun yerine koyar. Bu olay ırkçılıkla ilgili düşüncelerini büyük ölçüde etkiler.

Genç ve idealist bir amatör boksörden profesyonelliğe geçişini 1960 Roma Olimpiyatlarında elde ettiği altın madalya ile gerçekleştirir. Altın madalya ile her şeyin değişeceğini, artık itibar sahibi olacağını zanneden Ali bir lokantadan zenci olması sebebi ile atıldıktan sonra düşüncelerinde ciddi bir değişim yaşar.

Yine bu zamanlarda Nation of İslam’ın lideri Elijah Muhammad ve Malcolm X ile tanışır. Bu yeni kimlik edinme sürecinde Clay isminden rahatsız olmaya başlar. Zamanında köleler sahiplerinin ismini almak zorunda kalırken ailesine verilen bu ismi artık reddeder ve Muhammad Ali ismini taşımaya başlar. İslam ile tanıştıktan sonra boksörlüğünü tamamen bir araç olarak görmeye başlar. Boks hakkında şu sözleri kullanır: ”Boks yalnız bir meslektir. Kuşlar uçar, çimler uzar, dalgalar sahile çarpar. Ben ise insanları döverim.” Ali şan ve şöhretini asıl mesajını dünyaya ulaştırmak için kullanır. Hatta dış görünüş itibari ile kibirli bir hava oluşturan Ali bu tutumunu dahi insanların ona daha dikkatli yöneleceğini sağlayacağı şeklinde gerekçelendirir.

1967’de boksör kariyerinin zirvesine ulaştığı anda Vietnam Savaşına katılmak üzere askere çağrılır. “Hiçbir Vietkong bana asla nigger demedi.” diyerek bu çağrıyı reddeder. 5 yıl lisansı elinden alınır. Lakin bu sözleri dünyaca meşhur olmuş ve Ali insanlar arasında daha da hürmet sahibi oldu. 1984’de Parkinson hastalığına yakalanan Ali 3 Haziran 2016’da ahirete irtihal eder. Dört defa evlilik yapan Ali’nin dokuz çocuğu vardır. Üç sefer boksör olarak dünya şampiyonu olmayı başardı.

Fotoğraf: Flickr.com/sixesandseven

Yorum yazın

İsim

E-Posta (E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır)

Bu yazıya dair yorumunuz...

Diğer Portre Yazıları

Dünyayı İyileştirmek İsteyen Adam: Jean Ziegler Kimdir?

Aktivist, asi, diplomat... Jean Ziegler, Birleşmiş Milletler’in içerisinden dünyaya kafa tutan, kapitalizme “yamyam düzen” deyip ütopyanın...
04.05.2018

Hocaların Hocası: Sabahattin Zaim

“Güzel insan” yetiştirmeyi gaye edinen Sabahattin Zaim, ömrü boyunca kendi tabiriyle “fidanlar dikmiş” ve nice güzel gönlün hocası ol...
01.02.2017

Erken Kaybedilen Bir Değer: Cahit Zarifoğlu

47 yaşında hayata gözlerini yuman Cahit Zarifoğlu romanları, mektupları, şiirleri, hikâye, deneme ve çocuk kitaplarıyla kısa bir hayata büy...
01.01.2017

Çağrı Filminin Yönetmeni: Mustafa Akkâd

Hz. Peygamber’in hayatını anlatan Çağrı filmiyle dünyanın birçok farklı yerinden Müslümanların gönlünde taht kuran Mustafa Akkâd 70 y...
01.12.2016

Tarihçilerin Şeyhi: Halil İnalcık

Seçkin bir ailenin içine kapalı çocuğu olan Halil İnalcık haylazlıktan muallim mektebine gönderilmiş, edebiyattan başlamak üzere geometri v...
01.11.2016

Yardımseverliğin Yürüyen Hâli: Abdussettar Edhi

Abdussettar Edhi hayatı boyunca sosyal dayanışmayı ve insanlara yardım etmeyi âdeta yeniden tanımlayan ve eşine az rastlanmış boyutlara taşıy...
01.09.2016

Eşrefoğlu Abdullah Rumî

Anadolu insanında Türk-İslam kültürünün şekillenmesinde etkili olan Eşrefoğlu Abdullah Rumî sade ve kolay anlaşılır üslubuyla gönülle...
01.06.2016

Ahmed Bican

Yıldırım Bayezid’in Ankara’da Timur’a karşı yenilgisinden sonra Fetret Devri’ne ve İstanbul’un fethine kadar geçen zamana tanık olan...
01.05.2016